16/5/2008 · Kategori: EGITIM

TÜRK BAYRAĞI

 

Türkiye Cumhuriyeti Bayrağı’nın nasıl şekillendirildiğini pek çok farklı kişiden pek çok farklı rivayetle dinlemişizdir. Ben bugün önceden duymuş olduğunuz veya olmadığınız farklı bir yaklaşımı irdeleyeceğim.

Roma İmparotorluğu zamanında İstanbul nüfusunun Grek kesimi için mitolojik tanrılar büyük önem taşımaktadır. Av tanrıçası Artemis bunlardan biridir. Halk için Artemis’in ayrı bir önemi daha vardır. Çünkü bu tanrıçanın İstanbul’u koruduğuna inanırlar. Bilenler bilir, av tanrıçası Artemis’in bu özelliğini simgeleyen bir yayı bulunur. Tüm Artemis ikonalarında tanrıça elinde bu yayı tutar.

İstanbul sakinleri de bu dönemde evlerinin en tepesine Artemis’i simgelemesi için bir yay koyarlar. Neredeyse İstanbul’un tüm evlerinin tepesinde Artemis’in yayı bulunmaktadır. Bu adet senelerce devam eder. Yaysız ev yok gibidir.

Ancak bir gün işler tersine döner. Roma İmparatorluğu bölünür. İstanbul ise Doğu Roma İmparatorluğu (Bizans İmparatorluğu) içinde yer alır. Devletin ilk imparatoru Kostantin kendisinin de yeni kabul ettiği hristiyanlığı mitolojinin çok çok üstünde tutmaktadır. Bu yüzden şehrin mitolojik bir öğe olan Artemis yayı yerine dini bir sembolle simgelenmesini ister. Bunun için en ideal seçim Hazreti Meryem’in simgesi olan beş köşeli yıldızdır. Kostantin’in bu isteğine ciddi bir kesim itibar gösterir. Pek çok evin tepesine yıldız sembolü koyulmaya başlanır. Ancak bir o kadar hane de yay kullanmaya devam eder. İlerleyen zamanlarda İstanbul sakinleri hem yıldız hem de yayı beraber kullanmaya başlarlar. Ta ki İstanbul’un fethinin gerçekleştiği 1453 yılına gelindiğinde şehrin çatılarının neredeyse tümünde yay ve yıldız birlikte bulunur. Bugün bile İstanbul’da pek çok eski yapının üstünde sadece yay veya yay ve yıldız beraber görülebilmektedir. Diğer şehirlerin yapılarında bu sembolleri göremeyiz. Fethin sonrasında bu görünüm Sultan Mehmet’in de ilgisini çeker. Osmanlı Bayrağı’na bu görünüm işlenir. Bu bağlamda belki de Ay-Yıldız değil Yay-Yıldız demek daha doğrudur bu ambleme.

Peki ya bayrağımızın kırmızı rengi nasıl belirlenmiştir? Bu renk için yazacağım yaklaşım da şu; Aslında bayrağımızın rengi kırmızı değil kızıldır. “Kızıl” kelimesi bir topluluğu oluşturan tüm yaş, cinsiyet ve etnik grupları temsil eder. “Kızılca kıyamet” kelimelerinin sakladığı anlam da “çeşitli yaş, cinsiyet ve milletten oluşmuş insan kalabalığı” demektir. Yani bu kızıl rengin bayrağımızda bulunma amacı da budur; tüm etnik kökenlerden bu topraklarda yaşayan, dil ve tarih birliğimiz olan insanlar... Kızıl kelimesini Rusya’daki sosyalist devrimin ardından millet olarak kullanmaz olduk. Al bayrak demeye başladık bayrağımıza. Ama o zamana kadar bu bayrağın rengi kızıldı.

Bahsini ettiğim iki yaklaşımı birbirine yapıştırınca çok da anlamsız bir tablo ortaya çıkmıyor gibi. Ama yine de bu yazdıklarım doğrudur diye bir iddiam yok. Verdiğim bilgilerin içinde de eksikler olabilir. Ama merak edenler için, araştırmak isteyenler için belki yeni bir ışık olur diye yazdım bunları. Yada bunlar zaten pek çok kişinin bilgisi dahilindeydi de benim haberim yoktu. O da olabilir. Eğer öyleyse cehaletim affola...

Kaan TEMİZEL

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

16/5/2008 · Kategori: EGITIM

23 NİSAN




23 Nisan Ulusal Egemenlik Ve Çocuk Bayramı, tüm dünya çocuklarına kutlu olsun.Bu bayram, dünyada hiçbir ülkede bulunmayan iki farklı unsuru bir araya getiren milli bir bayram. Bu bayram bir taraftan Türkiye Cumhuriyeti'nin temellerinin atıldığı, egemenliğin ilan edildiği anlamlı gün diğer taraftan 'yarının büyükleri, geleceğin garantisi' çocuklar için bir şenlik. Atatürk'ün Türk çocuklarına armağan ettiği bayram dünya çocukları arasında sevgi ve dostluk bağlarının geliştirilmesi ve tüm insanların barış içinde yaşayacakları bir dünyanın oluşmasına katkıda bulunmak için her yıl düzenleniyor. Egemenliğin ilan edilmesinin ve ardından bu günün 'çocuk bayramı' olarak kutlanmasının tarihsel gelişimi...

İstanbul'un 16 Mart 1920'de düşman askerleri tarafından işgalinden sonra Osmanlı Mebusan Meclisi'nin görevini sürdürmesine imkan kalmamıştı. İşgal güçleri arasında yer alan İngiliz askerleri meclisi basarak bazı milletvekillerini tutuklamışlardı. O sırada Ankara'da bulunan Atatürk, bu durum üzerine 19 Mart 1920 günü vilayetlere ve kolordu komutanlıklarına bildiri göndererek durumu açıkladı. Bildiride ayrıca ülkenin bağımsızlığını korumak amacıyla bir Milli Meclis'in Ankara'da toplanması için çalışılmasını istiyordu. Bu bildiri üzerine tüm illerden 232 milletvekili seçildi. İstanbul'dan gelen 92, Yunanistan ve Malta'dan gelen 14 milletvekili ile bu sayı 337'ye yükseldi. Fakat 23 Nisan 1920 günü yapılan ilk toplantıya ancak 115 milletvekili katıldı. O gün çalışmalarına başlayan milletvekilleri güç şartlar altında çalışmaya başladılar. Meclisin çalışmalarının tek amacı vardı: ‘‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.‘‘



Atatürk'ün çocuk sevgisini herkes biliyor. Atatürk'ün manevi çocuklarıyla ilişkisi, o yıllarda yaşayan kişilerin anı kitaplarında yer alıyor. Bütün konuşmalarında ‘‘Bugünün küçükleri yarının büyükleri‘‘ diyerek geleceğin çocukların elinde olduğunu her fırsatta belirten Atatürk, 1924'te ilk Meclis'in açılış tarihi olan '23 Nisan' gününün bayram olarak kutlanmasına karar verdi. Bu tarihten 5 yıl sonra ise bu bayramı çocuklara armağan etti.


Uzun yıllar kutlanan bayram dünyada çocukların sahip olduğu tek bayram. 1979'un, UNESCO tarafından 'çocuk yılı' ilan edilmesiyle bayram uluslararası nitelik kazandı. TRT, 1979'dan bu yana geleneksel olarak 23 Nisan Çocuk Şenliği düzenliyor. Bir hafta süren etkinliklere tüm dünya çocukları davet ediliyor. Farklı kıtalardan farklı ülkelerden gelen çocuklar gönüllü ailelerin misafirleri oluyorlar. Etkinliklere 8-12 yaş arası çocuklar katılabiliyorlar. 1979'da 6 ülkenin katılmasıyla uluslararası boyutta kutlanmaya başlanan bayrama geçen sene 44 ülke ve yaklaşık 13 bin 394 çocuk katıldı.




Yalnızca barış istiyorlar



23 Nisan Çocuk Şenliği için geçtiğimiz yıllarda Türkiye'ye gelen çocukların yaptıkları konuşmalardan alıntılar:
Bosna'da, Karabağ'da, Brezilya ve Somali’de başka ülkelerde çocukların öldürülmesini önleyiniz!
Barış en çok çocukların hakkıdır!
Değerli büyüklerimiz lütfen biz çocuklara kulak veriniz! Dünya'nın yok edilmesine engel olmak çocukların sevgi ortamında yaşamasını sağlamak sizin görevinizdir.
Sizden armağan olarak yalnızca sevgi ve barış istiyoruz.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!